Şeker hastalığı vücuttaki hemen tüm organlarda bazı değişikliklere neden olur. Göz şeker hastalığının en sık etkilediği organlardan biridir. Diğer organların aksine şeker hastalığının gözde neden olduğu değişiklikler
an be an izlenebilir. Şeker hastalığı en sıklıkla retina tabakasının beslenmesini sağlayan damarlarda tıkanıklık, yeryer sızıntı ve yeni damar oluşumlarına neden olarak pek çok problem gelişimine neden olur. Bu klinik tabloda diabetik retinopati olarak adlandırılır.
Diabete bağlı göz problemleri bugün gelişmiş toplumlarda görme kayıplarının en sık nedenleri arasındadır. Genellikle iki göz aynı anda etkilenir.Hastalığın başlangıcında hastanın hiç şikayeti olmayabilir, çok hızlı bir şekilde ortaya çıkabildiği gibi yıllarca bulgu vermeyebilir.
Erken dönemde görmede bir azalmaya neden olmaksızın hafif retina içi kanamalar ve sızıntılar şeklinde başlar. Zamanla daha ciddi kanamalar, sert eksudalar, görme merkezinde sıvı toplanması ve yeni damar oluşumları ortaya çıkabilir. Görmede yavaş yavaş bir azalma yanında bazen ani görme kaybına neden olan ciddi göz içi kanamaları görülebilir.

Hafif veya ağır, muayene edilen diabetli bir hastada retinopatinin görülme oranı %40-45 civarındadır.Bu oran hastalığın süresi ile artış gösterebilir. Erken safhada yakalanan hastaların tedavileri mümkündür.
Bu sebeple şeker hastalığı olan kişilerin; hiç bir şikayeti olmasa bile yılda 1 kez retinanın detaylı bir şekilde değerlendirildiği bir göz muayenesinden geçmesi gerekir.

Buluğ çağı,gebelik,katarakt ameliyatı,insüline yeni geçiş gibi dönemlerde muayene sıklaştırılmalıdır.
Diyabetin sıkı kontrolü, gerektiğinde insüline geçiş, kan lipid ve kolesterolünün ve diğer dahili problemlerin kontrol altına alınması,sigarayı bırakmak hastalığın ilerlemesini yavaşlatır,ancak durdurmaz.Bu sebeple kan şeker düzeyleri çok iyi kontrol edilse bile,retina muayeneleri ihmal edilmemelidir. Gerektiğinde FFA ile yeni damar oluşumu ve sızıntı alanları belirlendikten sonra
gerekli işlemler yapılmalıdır.Diabetik retinopati tedavisi büyük ölçüde komplikasyonlar için yapılan tedavidir.Erken evre olgulara takip ve genel durum kontrolü dışında tedavi önerilmez.
İlerlemiş diabetik retinopati hastalarında; görme merkezinde ödem olan olgularda sızdırma alanlarını ve kanamaya meyilli yeni damar oluşum alanlarını kapamak için argon laser önerilir.
Özellikle yoğun ödem olan hastalarda göz içerisine yapılan steroid ve yeni damar oluşumunu engelleyen ilaç enjeksiyonları oldukça iyi sonuç vermektedir. Ancak hem laser hemde ilaç enjeksiyonları tekrar uygulama gerektirebilmektedir.
Usulüne uygun ve doğru zamanlanmış yukarıda bahsedilen tedaviler ve hastanın dahili problemlerinin kontrole alınması ile, diabetik retinopati sebebi ile gelişen körlük oranları %5 e düşmüştür. Diyabetik retinopati ilerleyici bir klinik tablodur ve tedavi çoğunlukla kliniği durdurmak için yapılır.
İlerlemiş ve göz içersine kanama olan ve uzun süredir çekilmeyen olgularda vitrektomi ile göz içersindeki kanamanın alınması gerekebilir.
Tüm bu çalışmaların amacı, görmeyi daha iyi hale getirmektir.
|